İşte Meşhur 2 Madde!

28 Ağu 2010 Etiketler: Genel

Referanduma yaklaştikça Evet oylarinda artiş,Hayir oylarinda düşüş olduğu açikca görülmekte.
Bunun nedeni çok açik.
Bir sorunu ya çözersiniz;ya da üzerini örtersiniz.
Üzerini örtmeyi seçmek risklidir.
Çünkü kisa bir zaman sonra herşey ortaya çikacaktir.

Hayir propogandasi yapanlar bunu yapti.
Paketi konuşmadilar.
Maddeleri okumadilar.
Gündemi değiştirip,olayi memleket meselesi değil AKP meselesi haline getirdiler.
Başka seçenekleri yoktu.
Birinci yolu seçemezlerdi.
Pakette itiraz edilecek tek bir madde bile yok çünkü.

MHP bu seçimde %30-40 arasi,CHP %15-20 arasi fire verecek.
MHP ve CHPnin içinde birçok kişi Evet taraftari.
Fakat,açiklamaktan çekiniyor.

Seçimden sonra ne demek istediğim daha iyi anlaşilir.

Paket ilk açiklandiğinda insanlar paketi okumadan karşi çiktilar.
Daha komiği ne biliyor musunuz?
Paket sanki gizli bir protokol.
Sanki yüzlerce sitede yer alan paket başka paket.
Ben sana gelmişim ‘Seni seviyorum’ diyorum;sen kesin altinda birşey vardir diyorsun.
Yabanci dilde değil.
Şifreli konuşma değil.
Herşey açik.

Son günlerde paketi madde madde açiklayinca insanlar korkulacak birşey olmadiğini gördüler.
“Tayyip diktatör olacak tüm Türkiye halkı kölesi” gibi bir madde olmadiğini gördüler.

Şimdi ise dillerine farkli birşey doladilar.
2 madde olayi.
Bu 2 maddeyi yurdum insani paketi okuyup inceleyip ortaya çikarmadi.
Yine siyasiler sürdü piyasaya.

Nedir bu 2 madde?
CHP bu 2 madde haricinde diğer maddelere Evet dedi.
Sakli birşey yok.
Bu 3 maddeyi de açiklariz.

1-) 146. maddedeki değişiklik:

Şu an Anayasa Mahkemesi 11 üyeden oluşuyor.
7 üyeyi yargı,1 üyeyi YÖK,3 üyeyi de Cumhurbaşkanı seçiyor.

Yeni durumda 17 üye olacak.
7 üyeyi yargı,3 üyeyi YÖK,3 üyeyi meclis,4 üyeyi de Cumhurbaşkanı seçer.

Şu an ki Anayasaya göre 7 üye yargıdan,4 üye siyasi iradeden seçiliyor.
Sizce bu ne kadar adil?
7 üyenin hepsi yargı kökenli ve kapalı bir sistem var.
Bİr ülkede hukuk önemlidir.
Yargı önemlidir.
Halk önemlidir.
Halkın seçtiği siyasi irade ise önemsizdir öyle mi?
Seçim yapmayalım o zaman.
Ülkeyi Anayasa Mahkemesi yönetsin.

Yeni değişiklik ile 7 üye yargıdan 10 üye siyasi iradeden seçilecek.
Neden eşit değil diyebilirsiniz.
Siyasi irade demek meclis demek.
A partisi B partisi değil.
10 üyeden 3 tanesi zaten YÖKten gelecek.
Hadi diyelim YÖKten gelenler iktidar partisi yanlısı olsun.
Kalan 7 kişiyi meclis seçecek.367 vekilin onayıyla.
Sizin korktuğunuz ne?7sinin de AKPli olması.
AKPnin kaç vekili var?
336

Burada korkulacak birşey olmadığı anlaşıldıysa Avrupadan örnek vermek istiyorum.

Avrupa ülkelerindeki Anayasa Mahkemesi dengi kurumların üye sayılarını incelemeye ne dersiniz?

Almanya : Federal Mahkeme 16 üye,8 üye millet meclisinden 8 üye senatodan.

Avusturya : 14 asil üye.8 üye hükümetten 3 üye hükümet tarafından 3 üye senatodan.

Fransa : Toplam 9 üye.3ünü Cumhurbaşkanı,3ünü millet meclisi ve diğer 3ünü senato seçiyor.

İspanya : 12 üye.4 millet meclisi,4 senato,2 hükümet,2 yargı kurulu.

Polonya : 15 üyenin tamamı Parlemento tarafından seçiliyor.

Avrupada senato demek yasama demek.Avrupa geneline baktığımızda siyasi irade ile yargı tarafından seçilen üyelerin ya eşit olduğunu ya da siyasi iradeden gelenlerin sayısının daha fazla olduğunu görürürüz.

2-)159. Maddedeki değişiklik:

Şu anki durum: HSYK toplam 7 üyedir.5 üye yargı tarafından(3 Yargıtay+2 Danıştay) seçilir.2 üye doğrudan siyasilerdir.Bu 2 kişiden biri Adalet Bakanı,diğeri Adalet Bakanlığı Müsteşarı.

Yeni durumda : HSYK 22 üye olacak.2 üye Adalet Bakanı ve Müsteşar.4 üye Cumhurbaşkanı tarafından,3 üye Yargıtaydan,2 üye Danıştaydan,1 üye Türkiye Adalet Akademisi tarafından,7 üye Adli Yargı Hakim ve Savcıları arasından,3 üye İdari Yargı Hakim ve Savcılar arasından seçilecek.
(Yedek üyeleri yazmaya gerek duymadım)

Gelelim fasulyenin faydalarına.
HSYKda 7 üyeden 5ini kim seçiyordu?
Danıştay ve Yargıtay.
Danıştay ve Yargıtay üyelerini kim seçiyor peki?
HSYK.
“Dede sen bana torununu ayarla ben sana ninemi ayarlayayım” davası.

Danıştay ve Yargıtay Kanununu açıp okuyabilirsiniz.
Üyelerin HSYK tarafından seçildiğini göreceksiniz.
Nerede hukuk?
Hukukçular hukuktan muaf mıdır?
Hukukçuların hukukunu sorgulamak hakkımız değil midir?

Bazıları da diline Adalet Bakanının kurulda bulunmasını dolamış.
Siyasi irade bulunmamalıymış.
Sorarlar adama “Adalet Bakanı yıllardır var HSYKda,yeni pakette mi yazıyor bu sanki?”
Sen Evet versende,Hayır versende Adalet Bakanı o kurulda olacak!

Haydı o kısmınıda açıklayalım madem.

HSYK 3 daire şeklinde çalışacak.
7 kişi hakim atama ve nakillerinde ya da mahkeme ve savcılara yetki verilmesinde,
7 kişi hakim ve savcıların terfisiyle ilgilenecek ve disiplin konularını görüşecek,
7 kişi ise denetim işlerine bakacak.
Şu an Adalet Bakanı HSYKnın bütün işlemlerinde yer alabiliyor.
Yeni düzenleme ile bunların hiçbirine katılamayacak.
Bakanın görevi ne derseniz,bakan HSYKya gelen atama veya benzeri bir itirazı inceleyen ve 2 daireden oluşan kurula başkanlık edecek.
Yani 14 kişiden biri olarak oy kullanacak atama itirazının görüşüldüğü kurulda.
Hakim veya savcı hakkında kararı veren dairenin üyeleri ise itiraz kurulunda bulunamayacak.
Bu da hukukun üstünlüğü açısından,tekrar aynı yanlış kararı vermelerini engellemek amacıyla güzel bir uygulama.

Avrupa ülkeleridneki HSYK yapısınıda inceleyelim mi?
Bence incelemeyelim yoksa kızabilirsiniz..

Unutmadan Rauf Tamerin bir yazisini hatirlatayim..
Soyle demisti Tamer :
Anayasa Mahkemesi elden gidiyor,Yargi elden gidiyor diye bagirirsiniz.
Bu paketi inceleyip,uzerinde degisiklikler yapan zaten Anayasa Mahkemesi.
Ya bu insanlar cok salak ki kendilerini yok eden bir paketi gecirdiler ya da pakette gercekten tehlikeli birsey yok..

Yorum sizin..

Sonuc olarak..

İtiraz edilen 2 madde vardı.

E bunları da inceledik şimdi?

Ve bunlardan da öcü çıkmadı?

O halde;

Yetti artık EVET!..

Popularity: unranked [?]

Bu yazı toplamda 111, bugün ise 2 kez görüntülenmiş. Bu yazı en son 03 September 2010 okundu.

Madde Madde Yeni Anayasa Paketi İncelemesi

18 Ağu 2010 Etiketler: Genel

Referandum,yani halkoyu,devletin uzlaşmaya varamadığı bir konu için halkın görüşüne başvurmasıdır.Çünkü bu kararlar en başta halkı,ülkeyi ilgilendirir.

Referandumları kesinlikle siyasi olarak düşünmemek gerekir,elbette her parti kendisine yakın olan bir görüşü destekleyip propagandasını yapar fakat halkın karar verirken hissi değil mantıki hareket etmesi gerekir.

“Ben partim nereye giderse oraya gidiyorum bu kötü Bir şey midir?”..Tabiki değildir..

Fakat,bir şeye karşı çıkmanın iki nedeni vardır.Ya o konu hakkında daha güzel fikirlerin vardır,bu yüzden karşı çıkarsın ya da karşındaki sahip çıktığı için karşı çıkarsın.

Ülkemizdeki atmosfer ikinci duruma işaret ediyor.Siyasiler de insan.Onlar da hata yapabilir,şahsi davranabilirler.Ülke menfaatini değil şahsi menfaatlerini düşünebilirler.Bu yüzden ülkeyi ilgilendiren konularda her birey üzerine düşeni yapmalı,referandum konusu ne ise detaylı bir şekilde araştırmalıdır.

Bu diyalog artık sıradan gelmeye başladı bana..

“-Referandumda neye oy vereceksin?

-Hayır.

-Paketi okudun mu?

-Hayır.

-Neden Hayır?

-AKP hazırlıyor.

En başta dediğimiz gibi paketi elbette siyasiler hazırlayacak.Bize düşen yapana değil yapılana bakmak,paketi açıp okumak.Pakette siyasi bir madde olsaydı başta kendim bu pakete destek vermezdim.Beni bilen bilir.Bu güne kadar hiçbir siyasi partiyi desteklemedim,her zaman siyasi yorum yapmaktan kaçındım.Şu an ise çok farklı bir tablo var ortada.Türkiyenin geleceği söz konusu.

Eğer siyasilerle bir probleminiz varsa hesap sorma yeri genel seçim sandığıdır,referandum değildir.

Bu paketteki değişiklikler dünya standartları için ideal değişikliklerdir.Yeterli değildir bunun farkındayım.Pek çok konuda eksik vardır.Fakat eksik var diye reddetmek “dışardaki pirince giderken eldeki bulgurdan olmak” sözünü hatırlatır bana.Ayrıca bu öngörülen değiiişiklikler tüm siyasi partilerin(TKP hariç) tüzüğünde var.İsteyen açıp bakabilir.Her partinin temel gayelerindendir dünya standartlarında bir anayasa hazırlamak.

Elimden geldiğince maddeleri en anlaşılır şekilde özetlemeye çalıştım.Yanlış anladığım,eksik yorumladığım noktalar olabilir.Hepsi tartışmaya açıktır.Yeter ki konuşulsun bilinçli hareket edilsin.Sonuçta ben bu konuların uzmanı değilim.Uzmanı değilsen neden yorum yapıyorsun diyen de olabilir.Fakat ben bu ülkenin bir ferdiyim,araştırıp incelemek,yorum ve seçim yapmak en doğal hakkım.Her bireyin de bunu yapması gerekir diye düşünüyorum.

Benim tek gayem,hukuğun işlediği,insanların mutlu olduğu,terörün olmadığı ve herkesin özgürce yaşadığı bir ülkede yaşamak.Ve bunun için gereken ne ise eksiksiz yerine getirmek.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

MADDE 1 –7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” cümlesi ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”

Yorum : Pozitif ayrimciliğın kapsamının genişletilmesiyle ilgili olan madde.Bu madde ile cocuklar,yaslilar,sehit ve gazi aileleri ile engelliler güvence altina aliniyor.

Ülke olarak şehit verdiğimizde üzülmeyenimiz yoktur.Her şehit haberi acımıza acı katar..

Uğraştığımız terör belasının yanında bizi rahatsız eden bir diğer konu ise şehit ailelerinin mağduriyeti.Haberlerde şehit ailelerine devletin sahip çıkmadığını çok sık duyar olduk.Fakat bu madde ile şehit aileleri güvence altına alınıyor.Artık devlet onlara sahip çıkmak zorunda.

Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle engelli,yaşlı ve çocuklar gibi korunması gerekenler için yapılan pozitif ayrımlar kimi zaman hukuki engellere takılabiliyordu.

Belediyeler ve kamu kurumları şehircilik,eğitim ve sağlık alanında yaptığı tüm yatırımlarda engelli,çocuk ve yaşlıları göz ardı edemeyecek.

Peki önceden nasıldı?Bazı belediyeler engellilere özel çalışmalar yapıyordu fakat bunu her alanda yapmıyorlardı.Çünkü yasal zorunlulukları yoktu.Sadece insiyatif olarak yapıyorlardı.Bu maddeden sonra ise tüm belediyeler yaptıkları tüm çalışmalarda engellilerin haklarını gözetmek zorunda olacak.

Türkiye Ortopedik Özürlüler Federasyonu Başkanı Cemal Merdan : “Anayasa paketi kabul edilirse belediyeler engelliler için okul açmak istediklerinde Milli Eğitim Müdürlüğünden izin almak zorunda kalmayacak.Çünkü engelliler için artık kanunen pozitif bir ayrımcılık söz konusu olacak ve bu konuda daha çağdaş bir sisteme kavuşacağız.”

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi ise bir kurumun iş alımında engelliler için belirli bir kontenjan ayırmasını Anayasaya dayandırarak yapabileceğini ve kimsenin bu duruma “eşitlik ilkesine aykırı” diye itiraz edemeyeceğini belirtiyor.

Burada bize düşen empati yapmak.Hepimizin çevresinde bu gruptan insanlar vardır.Kendinizi onların yerine koyun.Zihinsel engelli olduğunuzu düşünün..Görme engelli olduğunuzu düşünün mesela..Veya tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunuzu düşünün..Otobüse bineceksiniz basamak var,kaldırıma çıkacaksınız basamak var..Bunlar sizin en doğal hakkınız iken size uygun düzenleme yapılması için belediyeye başvurmak zorunda kalacaksınız..Şu an devlet dairesinde bir işimizi halletmek için uğraşmak bile ne kadar yorar sinirimizi bozar..Biz ekstra haklar için koştururken temel hakları için aylarca koşturan,hatta koşturamadıkları için dahada zorlanan nice engelliler var..

MADDE 2 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Yorum : Gerek medya gerekse insanlar nedense birbirlerine ‘yandaş’,'yoldaş’ diye hitap etmeye çok meraklı.AKPyi destekleyen kişi ,kurum,gazete ve yazarlar yandaş,CHPyi destekleyenler yoldaş diye anılıyor.Onların tabirine göre yandaşlar yoldaşları,yoldaşlar yandaşları fişliyor.Peki nedir fişleme olayi?Fişleme,bir kimsenin haberi olmadan bir başka kişinin o kisi hakkında veri toplayıp,ileride o kişiye zarar vermek veya yıpratmak amacıyla topladığı verileri kullanmasıdır.Bir insanin namaz kıldığı için fişlenmesi veya içki içtiği için fişlenmesi örnek olarak verilebilir.Bir noktada bunun önüne geçilemez.Çünkü ben gider düşmanım Ahmet hakkında not tutarım,Ahmet benim hakkımda not tutar,bunu kimse önleyemez.Asıl problem fişleme olayını geçmişte yapanların sivil kişiler değil,devlet kurumları olması.Diyelim ki ben bir devlet kurumunda çalışıyorum.Benim üzerimdeki insanlar benim hakkımda bilgi toplayıp bu bilgileri dosyama ekliyorlar ve belkide benim işimde yükselmemi engelleyecek hamleler yapıyorlar.Şu partiye oy verir,şuralara gider şunu yapar namaz kılar alkol alır gibisinden dosyaya eklenen notlarla,fişlerle meslek hayatı tehlikeye giren binlerce insan var.Bir insan bir kurumda yükselecekse o işe sahip çıktığı ölçüde,işinde başarılı olduğu ölçüde yükselmeli.Kişinin siyasi düşüncesi veya özel hayatı iş hayatını etkilememeli.

Bu madde ile buna güvence getiriliyor,yani isteyen devlete başvurup kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteyebilir.Veya kendisi hakkında dosyasındaki bilgilerin başkaları tarafından amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenebilir.

MADDE 3 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 23 üncü maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.”

Yorum : Bu daha çok işadamlarını ilgilendiren bir madde.Şu an bir işadamının vergi borcu varsa ve belli bir miktarın üzerindeyse yurtdışına çıkamaz.Görünürde mantıklı bir uygulama gibi,borcu varsa ödesin diye düşünülebilir.Fakat seyahat özgürlüğünün kısıtlanması söz konusu.Ayrıca

burada borcun kasten mi yoksa maddi imkansızlık nedeniyle mi ödenmediği ayrımı var.

Çok iyi bildiğiniz bir örnek vereyim.

Avrupa Yakasının sevilen oyuncusu Gazanfer Özcan.Allah rahmet eylesin,kendisinin 500 bin TL vergi borcu vardı.78 yaşında bu borcu ödemeye çalışıyor.Kazandığı para bunun faizlerini ödemeye ancak yetiyor.Üstelik bu kişi Devlet Sanatçısı.

Neden bu kadar borcu birikti onu bilemeyeceğim,onda hatası veya ihmali var midir bu onunla ilgili bir mevzu.Bu kişinin oğlu İngilterede okuyor,ölmeden önce oğlunun yanına gitmeyi çok istemiş,fakat 5 yıldır yurtdışına çıkış yasaği olduğu için bir türlü çıkamamış.Ve bu insan belki de bir babanın en çok isteyeceği şey olan,oğlunu göremeden vefat etti.

Bunun gibi yüzlerce mağdur var özellikle işadamlarından.

MADDE 4 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 inci maddesinin kenar başlığı “I. Ailenin korunması ve çocuk hakları” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

Yorum : Bu madde özellikle “taş atan çocuklar” olarak bilinen konu adına önemli bir madde.Artık fiile değil faile bakılacak.Önceden taş atan çocuk ile terörist aynı kefedeydi.Bu düzenleme ile 18 yaşın altındakiler,yani kanunen çocuk sayılanlar ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulacak.Eğer çocuğu bu tür eylemlere ailesi teşvik ediyorsa çocuğun ailesi ile bağları gerektiğinde kopartılabilecek.Çünkü maddede “yüksek yararına açıkca aykırı olmadıkça ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir” ifadesi var.

Burada diğer bir önemli konu ise artan çocuk suçları ile ilgili.Anayasada kökten bir güvence olmadığı için çocukları kullanan güç odakları önce onları hırsızlıkta kullanmaya başladı.Bununla ilgili hukuki düzenleme olmadığı için bir süre ceza almadılar.Daha sonra bununla ilgili hukuki düzenleme yapılınca gaspta kullanmaya başladılar.Daha sonra bunula ilgili düzenlemede yapılınca çocukları siyasi olaylarda kullanmaya başladılar.Yani bir nevi çocuk oyunu.Ceza kanununda yer almayan ne varsa tek tek işletmişler o suçları çocuklara.Fakat anayasada temelden onları güvence altına alan bir madde olsaydı,işlenen suç ne olursa olsun ortada çocuk istismarı olduğu için hukuki yaptırımlar daha ağır olurdu.

MADDE 5 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 51 inci maddesinin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

Yorum : Bu fıkraya göre önceden bir çalışan,aynı iş kolunda sadece bir sendikaya üye olabiliyor ve sadece o sendikanın haklarından yararlanabiliyordu.Artık bu tür bir kısıtlama olmayacak.İsteyen işçi,memur istediği sendikaya üye olabilecek.

MADDE 6 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 53 üncü maddesinin kenar başlığı “A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” olarak değiştirilmiş, üçüncü ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.”

Yorum : Önceden toplu sözleşme sadece işçilerin hakkıydı fakat yeni düzenleme ile memurlar ve diğer kamu görevlileri de toplu sözleşme hakkına sahip olabilecek.Memurlar grev hakkı istiyor fakat onlara açıktan grev hakkı veren bir madde eklenmemiş.Bu yüzden beklentinin altında biraz.

Fakat bir sonraki maddede grev yasağının bir ölçüde kaldırılması var.

Toplu sözleşmeye göre artık memurlar ve kamu görevlileri de zam talep ettiklerinde hükümetle masaya oturulup sözleşme yapma imkanına sahip olacak.Memurların “Ya hükümet bizim zam talebimizi kabul etmezse veya istediğimiz zammı vermezse” endişesi var.Bu endişelerinin giderilmesi için maddeye Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurma hakkı verilmiş.Yani hükümet ve memur arasında orta yolu bulmalarına yardımcı olacak bir kurul.Bu kurulu kim seçecek kimlerden oluşacak belirtilmemiş.

Bu noktada netlik olmadığı için memurların “O kurulu hükümet seçerse yine hükümetin dediği yaptırımları uygular” endişesi var,bunu da zamanla göreceğiz.

Bu maddenin diğer güzel yanı ise Toplu Sözleşme hükümlerinin emeklilerede yansıtılmış olması.

MADDE 7 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 54 üncü maddesinin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

Yorum : Bu maddenin 3. fıkrasında grev esnasında işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu iş yerinde oluşan zararlardan sendikanın sorumlu olduğu belirtiliyor.

7. fıkrasında ise Grev,Lokavt,İş yavaşlatma v.b. Eylemleri yapmanın yasak olduğu belirtiliyor.

Yeni düzenleme ile hem sendikanın üzerinden bu sorumluluk kalkacak hem de grev yasağı kalkacak.

Burada itiraz edilen bir nokta var.Çalışanlar doğrudan grev hakkı istiyor.Burada grev yasağının kalkması demek grev hakkı verilmesi anlamına gelmiyor.Haklılar bu konuda.

Çünkü bu maddenin 1. fıkrasında “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptir” ifadesi var.Yani sadece bu koşulda grev yapabilirler.Benim kanaatim bunun daha faydalı olacağı yönünde.Çünkü grevin bir amacı olmalı,önce uzlaşma sağlanmaya çalışılmalı eğer netice alınamazsa greve başvurulmalı.

Çalışanlar ise toplu sözleşme taleplerinin her istediklerinde kabul edilmeyeceğinden endişeleniyor anladığım kadarıyla.Onlar da bu endişelerinde haklılar.Herşey birbiriyle bağlantılı ve bu bağlantıların hepsinin odağında ülke yararı var.Eğer memurlar haksız yere toplu sözleşme talep ederlerse veya devlet onların bu talebini mazeretsiz yere kabul etmezse ikiside vicdanen sorumludur.Bu yüzden bizler birey olarak,devletin başındakiler ise mesul olarak üzerine düşeni yapmak zorundadır.

MADDE 8 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74 üncü maddesinin kenar başlığı “VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” şeklinde değiştirilmiş, maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.

Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

Yorum : Bu madde de bizi çok ilgilendiren bir madde değil.Ombudsmanlık olarak bilinen Kamu Denetçiliği getiriliyor,pek çok ülkede var,iyi bir uygulama olduğu söyleniyor.Ombudsman kime denir ne iş yapar derseniz,meclis ile halk arasında hakem gibi.Halkın kamusal alandaki haksızlıklarını,şikayetlerini dinleyip her iki tarafı tatmin edici çözüm bulan kişidir.Böylece hem halkın sorunları çözüme kavuşur hem de mahkemeler ufak tefek davalarla uğraşmak zorunda kalmaz.

MADDE 9 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 84 üncü maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 10 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 94 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.”

MADDE 11 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125 inci maddesinin ikinci fıkrasına “Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.” şeklindeki cümle eklenmiş ve dördüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz.”

Yorum : Ortaokul ve lise yıllarından hatırlıyorum,ne zaman YAŞ toplansa,TVden izler,acaba kaç kişi atılmış bu sene diye onu merak eder dinlerdim.Siz o kadar uğraş verip belki hayalinizdeki meslek olan askeriyeye kabul ediliyorsunuz,orada uzun yıllar görev yapıyorsunuz ve sonra birden atılıyorsunuz.Eğer bu kişi vatanına ihanet etmişse,suç işlemişse zaten defolsun gitsin.Meselenin çarpıklığı kişilerin atılmasında değil ;atılma nedenlerini öğrenememelerinde.Atılıyorsun fakat itiraz etme,mahkemeye başvurma ve atılma nedenini öğrenme gibi hiçbir hakkın yok.Bu madde ile onlara yargı yolu açılıyor.Artık herkes neden atıldığını öğrenebilecek.

MADDE 12 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”

MADDE 13 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.”

Yorum : Önceden bir memur kınama veya uyarı gibi disiplin cezası aldığında bunu yargıya taşıma hakkı yoktu.Ve her değişen siyasi iktidar döneminde kendilerini baskı altında hissediyorlardı.Gelecekleri üstlerindeki kişinin elindeydi onlara göre ve üst ne derse ne düşünürse hatta nasıl yaşarsa ona uyymak zorunda hissediyorlardı kendilerini.

Bu düznleme ile bu baskı ortamı kalkmış olacak ve disiplin cezası alan memur yargıya gidebilecek.

MADDE 14 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 144 üncü maddesi kenar başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“G. Adalet hizmetlerinin denetimi

MADDE 144 – Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

MADDE 15 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 145 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 145 – Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür.

Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz.

Askerî mahkemelerin savaş halinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.

Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

Yorum : Bu madde askerlerin sivil mahkemelerde mi yoksa sivil mahkemelerde mi yargılanacağının hatlarını belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.

Kısacası bir asker göreviyle ilgili bir suç işlerse,askeri hizmete veya asker kişiler aleyhine suç işlerse bu askerin Askeri Mahkemede yargılanması gerekir.

Eğer bir asker devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı bir suç işlerse bu askerin sivil mahkemelerde yargılanması gerekir.

Bu madde niçin önemlidir?

Eğer askeriye içinde anayasal düzene karşı çıkmak,yani darbe yapmak amacıyla askerler bir araya gelirse,cunta oluşturursa,sivil bir hakim bu askerlere görevlerinin bu olmadığını,askerlik vazifelerini yapmaları gerektiğini hatırlatmak için dava açabilecek.

Sivil mahkemelerde değilde askeri mahkemelerde yargılanırlarsa eğer,askeri hakim ve savcıların da cuntaya dahil olması darbe zeminini oluşturmak için yeterli olacaktır.

Bir diğer konu ise sivil kişilerin askeri mahkemelerde yargılanması.Yeni madde ile savaş ortamında ihtiyaç duyulması hali dışında siviller askeri mahkemelerde yargılanamaz.Darbelerin yapıldığı dönemleri araştırdığımızda askeri mahkemelerde yargılanan sivillerin neler yaşadığını görebilirsiniz.

MADDE 16 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 146 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 146 – Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.

Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar.”

Yorum : Burada daha önce 11 asil 4 yedek üyeden oluşan Anayasa Mahkemesinin üye sayısı 17 asil üyeye çıkartılmıştır.

Önceden Cumhurbaşkanı 15 üye seçerken bu düzenleme ile artık 14 üye seçebilecek.

Şu andaki 4 yedek üye asil üyeliğe yükseltilecek,2 tanede yeni üye atanacak ve 17 sayısı tamamlanacaktır.Anayasa Mahkemesinin görevi artacağı için bu sayının artması doğaldır.Burada AKP hükümetinin Anayasa Mahkemesi üzerinden hakimiyet kurmaya çalıştığı söylentisi dolaşmakta.Fakat şu anda üye olanlar zaten görevlerine devam edecek.Yedekler asilliğe yükseltilecek,sadece 2 yeni üye atacak.Eskiden üyeler 65 yaşında emekli oluyorlardı,bi alttaki madde ile görev süreleri 12 yılla sınırlanacak.

Bazı insanlar bu paket yürürlüğe girer girmez tüm üyeler değişecek sanıyorlar.Şu anki üyelerin çoğu 61 yaşında ve onlar 4 5 yıl daha görevlerine devam edecekler.

MADDE 17 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 147 nci maddesinin kenar başlığı “2. Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi” şeklinde, birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.”

Yorum : Bu madde ile Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi 12 yıl ile sınırlandırılmış ve 20-25 yıl aynı görevde bulunmanın önüne geçilmiştir.Bir kişinin uzun süre aynı görevde kalması o konudan uzaklaşmasına,karar verirken sağlıklı karar verememesine neden olur,bu bilimsel olarak da ispatlanmıştır.bu yüzden görev süresindeki bu kısıtlama son derece yararlı bir uygulamadır.

MADDE 18 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin sonuna “ve bireysel başvuruları karara bağlar” ibaresi, üçüncü fıkrasındaki “Cumhurbaşkanını,” sözcüğünden sonra gelmek üzere “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını,” ibaresi eklenmiş, beşinci fıkrası “Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.” şeklinde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar ve üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.” şeklinde yeni bir fıkra eklenmiştir.

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

Yorum : En önemli maddelerden bir tanesi.Türkiyede mahkemelerde problemini çözemeyen vatandaşın gittiği tek yer var: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.Türkiye AIHMnin açıkladığı 2009 yılı verilerine göre en çok dava kaybeden ülke.Türkiye,aleyhine açılan davaların %86sını kaybediyor.Bu da milyon eurolarca tazminat ödememize sebep oluyor.Bu hem maddi olarak ülke ekonomisine zarar hem de manevi olarak bir itibar kaybıdır.AIHM raporlarına göre kendi meselesini bile halledemeyen zayıf,güçsüz bir ülke olarak gözüküyoruz.

MADDE 19 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 149 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 149 – Anayasa Mahkemesi, iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az oniki üye ile toplanır. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir.

Siyasî partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılır, bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanır.

Anayasa değişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır.

Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, Genel Kurul ve bölümlerin yargılama usulleri, Başkan, başkanvekilleri ve üyelerin disiplin işleri kanunla; Mahkemenin çalışma esasları, bölüm ve komisyonların oluşumu ve işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle düzenlenir.

Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapılmasına karar verilebilir. Mahkeme ayrıca, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir ve siyasî partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.”

MADDE 20 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 156 ncı maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Askerî Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

MADDE 21 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 157 nci maddesinin son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

MADDE 22 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 159 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 159 – Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmiiki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca, üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından, yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.

Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde yapılır. Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden altmış gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır. Diğer üyeliklerin boşalması halinde, asıl üyenin yedeği tarafından kalan süre tamamlanır.

Yargıtay, Danıştay ve Türkiye Adalet Akademisi genel kurullarından seçilecek Kurul üyeliği için her üyenin, birinci sınıf adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeliği için her hâkim ve savcının; ancak bir aday için oy kullanacağı seçimlerde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilir. Bu seçimler her dönem için bir defada ve gizli oyla yapılır.

Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki asıl üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.

Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.”

Yorum : Bu değişiklikle HSYKnın üye sayısı 7 asıl 5 yedek üyeden 22 asıl 12 yedek üyeye çıkarılmıştır.Böylece Anayasa Mahkemesinin üye sayısının artması örneğinde olduğu gibi daha demokratik bir yapı kazandırılmaya çalışılmıştır.Avrupa ülkelerinde HSYK üye sayıları;

Fransa : 18 Polonya : 23 İtalya : 27 Portekiz : 17 Hollanda : 5

Almanya ,İngiltere gibi ülkelerde ise HSYK benzeri bir yapı yok.

Aynı maddedeki bir başka değişiklik ise HSYK tarafından meslekten çıkarılan hakim veya savcılara yargı yolunun açılması.Artık meslekten ihraç edilen hakim ve savcılar mahkemeye başvurup haklarını arayabilecek.

Mevcut maddeye göre HSYKnın seçimle gelen üyelerini(5 üye),Danıştay ve Yargıtayın gösterdiği adaylar arasından Cumhurbaşkanı belirliyor.

Yeni düzenlemeye göre ise 19 seçilmiş üyenin 15ini hakimler ve savcılar ile Yüksek Yargı doğrudan seçecek.Cumhurbaşkanı devrede yok.Cumhurbaşkanı sadece 4ünü atayacak.

HSYK içinde ise farklı işlere bakan 3 daire kurulacak./ kişi hakim atama ve nakillerinde ya da mahkeme ve savcılara yetki verilmesinde,7 kişi hakim ve savcıların terfisiyle ilgilenecek ve disiplin konularını görüşecek,6 kişi ise denetim işlerine bakacak.

Şu an Adalet Bakanı HSYKnın bütün işlemlerinde yer alabiliyor.Yeni düzenleme ile bunların hiçbirine katılamayacak.Bakanın görevi ne derseniz,bakan HSYKya gelen atama veya benzeri bir itirazı inceleyen ve 2 daireden oluşan kurula başkanlık edecek.Yani 14 kişiden biri olarak oy kullanacak atama itirazının görüşüldüğü kurulda.Hakim veya savcı hakkında kararı veren dairenin üyeleri ise itiraz kurulunda bulunamayacak.Bu da hukukun üstünlüğü açısından,tekrar aynı yanlış kararı vermelerini engellemek amacıyla güzel bir uygulama.

MADDE 23 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 166 ncı maddesinin kenar başlığı “I. Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir.”

Yorum: İş ve işveren sendikalarının,esnafın,sanayicinin bağlı bulundukları derneklerin,meslek örgütlerinin ve odaların çatı kuruluşları olan birlik ve konfederasyonların temsilcileri ile bazı hükümet üyeleridnen oluşan ekonomik ve sosyal konsey bu değişiklikle anayasal güvenceye kavuşsurulmuştur.Bu konsey hükümetlerin insiyatifine göre değil,anayasal olarak hep var olacak.

MADDE 24 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının geçici 15 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Yorum : Bu maddenin özü şudur : Darbeciler hiçbir şekilde yargılanamaz.

Darbe yapanların anayasal koruma altında olduğu başka ülke var mıdır bilmiyorum.Yoktur heralde.Bu geçici 15. maddenin kalkması onlara yargı yolunu açmayacak belki ama en azından bu ayıp kalkmış olacak.

MADDE 25 –Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 18 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun ve bir üyeyi de baro başkanlarının gösterecekleri üçer aday içinden seçer.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapacağı üye seçimi için aday göstermek amacıyla;

a) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Sayıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Sayıştay Genel Kurulunca seçim yapılır. Her Sayıştay üyesinin ancak bir aday için oy kullanabileceği bu seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

b) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının ilanında gösterilen yer ve zamanda baro başkanları tarafından seçim yapılır. Her bir baro başkanının ancak bir aday için oy kullanabileceği bu seçimde, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

c) (a) ve (b) bentleri uyarınca yapılan seçimlerin sonucunda aday gösterilmiş sayılanların isimleri seçimin yapıldığı günü takip eden gün Sayıştay ve Türkiye Barolar Birliği başkanlıklarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirilir.

ç) (c) bendi uyarınca yapılan bildirimden itibaren on gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde seçim yapılır. Her boş üyelik için yapılacak seçimde, ilk oylamada üye tamsayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır; ikinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı, birer üyeyi Yargıtay ve Danıştay kontenjanlarından olan ilk üyeliklerin boşalmasından sonra Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden seçer.

Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösteren kurumların halen mevcut üyeleri ile kendi kontenjanlarından seçilmiş yedek üyeler, tamamlama seçiminde göz önünde bulundurulur.

Anayasa Mahkemesinde halen belli görevlere seçilmiş olanların bu sıfatları seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üye olanlar yaş haddine kadar görevlerine devam ederler.

Bireysel başvuruya ilişkin gerekli düzenlemeler iki yıl içinde tamamlanır. Uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvurular kabul edilir.

GEÇİCİ MADDE 19 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde aşağıda belirtilen esas ve usuller dahilinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri seçilir:

a) Cumhurbaşkanı, hâkimlik mesleğine alınmasına engel bir hali olmayan; yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında en az onbeş yıldan beri görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile meslekte fiilen onbeş yılını doldurmuş avukatlar arasından dört üye seçer. Cumhurbaşkanı, üst kademe yöneticileri arasından seçeceği Kurul üyesini, bakanlık, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, valilik, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, kamu kurum ve kuruluşlarında genel müdürlük veya teftiş kurulu başkanlığı görevlerini yapanlar arasından seçer.

b) Yargıtay Genel Kurulu, Yargıtay üyeleri arasından üç asıl ve üç yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Yargıtay Birinci Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Birinci Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Yargıtay Genel Kurulu seçim yapar. Her Yargıtay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

c) Danıştay Genel Kurulu, Danıştay üyeleri arasından iki asıl ve iki yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Danıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay Genel Kurulu seçim yapar. Her Danıştay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

ç) Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu, kendi üyeleri arasından, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bir asıl ve bir yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Başkanı adaylık başvurusunu ilan eder. İlan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu seçim yapar. Her üyenin sadece bir aday için oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.

d) Yedi asıl ve dört yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş olan adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adaylık başvurularını ilân eder. İlân tarihinden itibaren üç gün içinde adaylar Yüksek Seçim Kuruluna başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adayların başvurularını inceler ve aday listesini belirleyerek ilân eder. Takip eden iki gün içinde bu listeye karşı itiraz edilebilir. İtiraz süresinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde itirazlar incelenir, sonuçlandırılır ve kesin aday listesi ilân edilir. Yüksek Seçim Kurulunun kesin aday listesini ilân ettiği tarihten sonraki ikinci Pazar günü her ilde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimlerde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hâkim ve savcılar oy kullanır. İl seçim kurulları o ilde oy kullanacak hâkim ve savcıların sayısına göre sandık kurulları oluşturur. Sandık kurullarının işlem, tedbir ve kararlarına karşı yapılan şikâyet ve itirazlar il seçim kurulunca karara bağlanır. Adaylar propaganda yapamazlar; sadece, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde özgeçmişlerini bu iş için tahsis edilmiş bir internet sitesinde yayımlayabilirler. Bu seçimlerde her seçmen sadece bir aday için oy kullanabilir. Seçimlerde en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur. Kullanılacak oy pusulalarıyla ilgili diğer hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulalarını kendisi bastırabileceği gibi gerektiğinde uygun göreceği il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Yapılacak seçimlerde, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu bende aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

e) Üç asıl ve iki yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bölge idare mahkemelerinin bulunduğu illerde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak bu seçimlerde, o bölge idare mahkemesinde ve yargı çevresi içerisinde kalan yerlerde görev yapan idarî yargı hâkim ve savcıları oy kullanır. Bu seçimler hakkında da (d) bendi hükümleri uygulanır.

Birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun asıl üyeleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki otuzuncu günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Yargıtay ve Danıştaydan gelen asıl ve yedek üyelerinin görevleri, seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bunlardan, Yargıtaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (b) bendi uyarınca seçilenler; Danıştaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (c) bendi uyarınca seçilenler, sırayla göreve başlarlar.

Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri uyarınca seçilen üyelerden, üçüncü fıkra uyarınca göreve başlayanların görev süresi, birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen diğer Kurul üyelerinin görev süresinin bittiği tarihte sona erer.

İlgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçilen asıl üyeler, Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm malî ve sosyal haklar ile emeklilik hakkından aynen yararlanırlar. Ayrıca, Kurulun Başkanı dışındaki asıl üyelerine, (30000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.

İlgili kanunlarda düzenleme yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu;

a) Anayasa hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, yürürlükteki kanun hükümlerine göre Kurul şeklinde çalışır.

b) İkinci fıkra uyarınca asıl üyelerinin göreve başladığı tarihten itibaren bir hafta içinde Adalet Bakanının başkanlığında toplanır ve bir geçici Başkanvekili seçer.

c) En az onbeş üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.

ç) Sekreterya hizmetleri Adalet Bakanlığı tarafından yürütülür.

Kurul müfettişleri ile adalet müfettişleri atanıncaya kadar, mevcut adalet müfettişleri, Kurul müfettişi ve adalet müfettişi sıfatıyla görev yaparlar.

Bu madde hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar uygulanır.”

Yorum : Bu madde paketteki genel tıkanıklıklar ile ilgili bir düzenleme hükmündedir.Mesela bazıları bu paket yürülüğe girdikten sonra tüm Anayasa Mahkemesi üyelerinin değişeceğini sanıyor.Yedek üyeler asil üyeliğe yükselecek ve yeni 2 üye atanacak 17 sayısına ulaşmak için.Yani eski üyeler aynen devam.

MADDE 26 –Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle

oylanır.

NOT : Bazı maddelerle ilgili önemsiz olduğu için yorum yapmadım.

Popularity: unranked [?]

Bu yazı toplamda 80, bugün ise 1 kez görüntülenmiş. Bu yazı en son 03 September 2010 okundu.

koptum ben buna…

28 Tem 2010 Etiketler: Tuncay Öztürk

Karı koca yemek yiyor. O sırada masaya yaklaşan heykel gibi güzel bir esmer, adamı selamlayıp geçiyor. Adamin karısı soruyor: – “Kim bu afet?” Adam: – Eğer mutlaka bilmek istiyorsan söyleyeyim, metresim! Kadın: – Bir de bu kadar pervasızca söylüyorsun. Boşanıyorum senden! Adam: – Yani Etiler’deki apartmanı, Kandilli’deki yalıyı, Göcek’teki tekneyi ve Nice’deki villayı bırakıyorsun… Uzun bir sessizlik olur. Çift yemeğini çatallarken kadın birden sorar: – Şu arkada oturan Fuat değil mi? Yanındaki kadın kim? Adam: – Fuat’in metresi. Kadın: – Ay bizimki çok daha güzel!

Popularity: 9% [?]

Bu yazı toplamda 110, bugün ise 0 kez görüntülenmiş. Bu yazı en son 03 September 2010 okundu.

güzel bir hikaye….

28 Tem 2010 Etiketler: Tuncay Öztürk

Sevgili eşime,

7 senelik evliliğimizde sana iyi bir eş olmaya çalıştım ve zannedersem de oldum, ama hiçbir zaman senden bunun karşılığını görmedim.

Hele şu son iki hafta benim için bir cehennemden farksızdı. Bugün Patronun beni arayıp senin bugün işten ayrıldığını söylediğinde bu artık bardağı taşıran son damla olmuştu.geçen hafta eve geldiğinde, ne saçlarımdaki değişikliğin ne de senin en sevdiğin yemeği pişirdiğimin farkına bile varmadın, hatta senin için kendime yeni aldığım geceliği bile giydiğimi farketmedin.Ama sen ne yaptın? eve geldin, iki dakika içinde yemeği mideye indirdin,televizyonda maç seyrettin ve gidip yattın.Artık ne bana beni sevdiğini söylüyorsun ne de bana dokunuyorsun, hiç ama hiçbir şey yapmıyorsun. Sen ya beni aldatıyorsun ya da beni artık eskisi gibi sevmiyorsun.

işte bu yüzden artık seni TERKEDİYORUM.

NOT:

Lütfen beni aramaya kalkma, ERKEK KARDEŞİNLE beraberim ve sana hayatında

mutluluklar dilerim.!!!!

__________________________

_________

Sevgili eski Karıma,

inan yazdığın bu mektuptan başka, hiç ama hiçbir şey beni bu kadar sevindirmezdi.

Evet doğru, 7 Yıldır evliydik, ama iyi bir eş olmak dışında, bana her şeyi yaptın.

Tamam çok fazla Spor programları seyrediyordum, çünkü senin dırdırlarını ancak bu şekilde biraz olsun duymamazlıktan geliyordum, ama bu bile fayda etmiyordu.

Tabiki geçen hafta saçlarını neredeyse tamamen kestirip tam bir erkeğe benzediğinin farkına varmıştım! tam aynı Erkeğe benzemişsin diyecektim ki,aklıma annemin bir sözü geldi;

EĞER AĞZINI GÜZEL BİR SÖZ SÖYLEMEK İÇİN AÇMIYACAKSAN, HİÇ AÇMA

senin en sevdiğin yemeği yaptım derken galiba sen beni Kardeşimle karıştırmıştın, çünkü o yaptığın yemek benim hiç sevmediğim bir yemekti!!

Ben yatmaya giderken üzerinde yeni ve çok seksi bir gecelik vardı tamam,ama üzerinde hala Etiketi duruyordu, ve inşallah bu bir tesadüftür ama,geceliğin fiyatı 49.99 du ve o gün kardeşim benden tam 50£ borç almıstı????

Ama biliyormusun bütün bunlara rağmen ben seni hep sevmiştim, ve herşeyin birgün güzel olucağını, değişiceğini ve mutlu olucağımızı umuyordum.

İşten ayrılmamın sebebine gelince, o gün Lotto da tam 10 Milyon Euro kazandığımı öğrenmiştim, hemen Patrona çıkıp istifamı verdim ve ikimiz için Jamayka ya iki bilet aldım, ama eve geldiğimde sen bir mektup bırakıp gitmiştin.

Belki de bu olayların böyle gelişmesinin bir sebebi vardı ve böyle olması gerekiyordu.

Dilerim seçtiğin ve her zaman hayalını kurduğun bu hayatta mutlu olursun.Avukatımın dediğine göre bıraktığın bu mektuptan sonra, benden hiç bir

Nafaka talep etmeye hakkın yokmuş!!! nerdeysen orda kal!!!

NOT: Bu seni ne kadar ilgilendirir bilmiyorum ama, adı Carl olan kardeşim bir zamanlar Carla idi…

Popularity: unranked [?]

Bu yazı toplamda 96, bugün ise 0 kez görüntülenmiş. Bu yazı en son 03 September 2010 okundu.

Ohooo,doktorun her dedigini yapmaya kalksak acliktan oluruz birader. Hadi yiyin,yiyin. Afiyet olsun!

+Abi,ben bu arabayla gozu kapali 180 yaparimbe!

+Baksana,notr olan tel bu muydu?

+Ulan,biz bugune kadar kac bomba imha ettik,biliyon mu?Cok konusma da kes su mavi teli

+Sayin seyirciler simdi gosterimin en nefes kesici numarasini yapacagim;Aslanin agzina basimi sokuyorum….

+Arkadas,ben denizde buyudum.Simdi sana 30 metre dipten kum cikariyimda gor.

+Teleferikten korkacak ne var hayatim=Sen hic gaazetelerde teleferik kazasi okudun mu?

+Burasi eskiden mayin tarlasiymis ama artik bi tane bile kalm…

+Korkacak bi sey yok yahu.Bu saatte tunelden tren gecmez.

+Su onundeki arabanin fren lambalri neden bu kadar sari ve parlak?

+Oglum bu mantarlar zehirli degil.Bak,ben nasil yiyorum…

+Amma keskin virajmis be.

+Canim!Ne sirin kopeksin sen!

+Vay beee!..Ne kadar da yuksekmis bu bina!insanlar…arabalar..

. buradan karinca gibi gozukuyo.

+Aklinca beni kandiracan diil mi?Elindeki tabancanin oyuncak oldugunu bilmiyor muyum sanki?

+Bu virajin ulkemiz icin hayirli,ugurlu olmasini diliyor,hafriyat calismalarini baslatacak ilk dinamiti patlatmak uzere dugmeye basiyorum…

Popularity: unranked [?]

Bu yazı toplamda 106, bugün ise 0 kez görüntülenmiş. Bu yazı en son 03 September 2010 okundu.

Senoben HAKKINDA

Sen(in)O(nun)Ben(im) Hepimizin Genel Blog Sitesi. Senoben, FikirAGA ve Akdenizteam Sitelerinde Yazar Olmak ister misiniz?


adHOOD Reklamları

adHOOD Reklamları

Uyarı

Sitede Yazılan Yorumlardan ve Yazılardan Yazarları Sorumludur. ------------------------------------------------- Sitedeki Yazılar Siteye ve Yazarlarına Aittir. Sadece İzin İsteyerek ve Kaynak Göstererek Başka Sitelerde Yayınlayabilirsiniz.